Ömer Faruk Dinçel
   
 
  Kabakçı Salih Efe

Kabakçı Salih Efe

 

                                           Ömer Faruk Dinçel

                                  Tarih Öğretmeni/Araştırmacı

 

Kütahya ili Tavşanlı ilçesi Çamalan(eski adı Alabarda) köyündendir.1890 yılında dünyaya gelmiş 1923 yılında da öldürülmüştür.Kabakçı,alçak boylu,kara bıyıklı ve çok cesur birisidir.

Kabakçı SalihEfe,Milli Mücadele döneminde Tavşanlı,Dağardı,Orhaneli,Harmancık,

Keles,Emet ve çevresinde faaliyet göstermiştir.Kabakçı,hem Yunanlılarla hem de yerli eşkıya çeteleriyle mücadele etmiş,yöresine çok büyük faydası dokunmuş bir halk kahramanıdır.Fakat Yunan askerlerinin de en çok nefret ettiği kimsedir.Hatta Yunanlılar,köylerde tarla kenarlarına ekilen kabakları dahi <Kabak isminden dolayı> süngülemişlerdir.

Kabakçı’nın dedeleri,Osmanlı döneminde doğudan sürgün yoluyla gelirler.Önce Simav’ın Güney köyü’ne daha sonra da Tavşanlı’nın Alabarda köyüne gelip çobanlık yapmaya başlarlar.Çok fakir bir ailenin çocuğu olan Kabakçı,gençliğinde çobanlık yapar ve Harmancık’ın Kozluca köyündeki krom madeninde çalışmaya başlar.Alabardalı Selam Ağa da çalışkan olan Kabakçı’yı kızıyla evlendirerek iç güveyliğine alır.Askerlik çağına gelen Kabakçı ,köyünden Yörük Mustafa ile birlikte Çanakkale’ye askere gider.Kabakçı’nın Çanakkale’de askerde olduğu yıllarda Dağardı bölgesinde Alagöz,Koca Ahmet,Arnavut Ali ve Yörük  Hüseyin eşkiyalık yapmakta ve ortalığı kasıp kavurmaktadırlar.Çetelerin ve eşkiyaların baş gösterdiği,devlet düzeninin bozulduğu böyle bir zamanda Kabakçı da askerliğini tamamlayamadan askerden gelir.Tavşanlı’da jandarma kumandanı olan Hurşit Bey,önce Kabakçı ve Yörük Mustafa’yı asker kaçağı olduklarından dolayı dama attırır fakat daha sonra da halka zulmeden eşkiyalara  karşı ve özellikle azılı bir eşkiya olan Alagöz’ü yakalayabilmek için Kabakçı ve Yörük Mustafa’dan yardım ister.Onları damdan çıkarırır.Her ikisi de dağa çıkarak Alagöz’e yanaşırlar.Bu arada Alagöz,Dereli’de Şerife adında bir kadının verdiği zehirli gözleme sonucunda ölür.Alagöz’ün ölmesiyle Kabakçı,askerliğinin geri kalan kısmını tamamlamak üzere Tavşanlı’da jandarma yapılır.

Kabakçı’nın Tavşanlı’da jandarma olduğu bir dönemde Tavşanlı,Yunan işgaline uğrar.

Tavşanlı’yı işgal eden ve Tazılı Kumandan olarak bilinen Yunan kumandan Binbaşı Zamanist,çevredeki eşkıya ve çetelere karşı Kabakçı’dan yararlanmak ister.Kabakçı’da Yunanlılarla iyi geçinmeye başlar. Kabakçı,etrafında topladığı efelerle çetesini kurup bir yandan da gizliden gizliye çevrede çapulculuk yapıp erzak ve iaşe toplayan Yunan Müfrezelerini imha etmeye başlar.Kabakçı’nın çetesinde Alabardalı Kara Ahmet ve Kara Mehmet,Şapçılı Şükrü Efe,Harmancık Akalan’dan Canip Efe,Kıranışıklar köyünden Sadettin Efe,Madanlardan Mehmed Ali ve Köprücekli Kel Ali bulunmaktadır.

Yunan komutanı Binbaşı Zamanist, Çukurköy muhtarından kadın ister.Muhtar da Kabakçı’ya haber verir.Gece yarısı Kabakçı,Çukurköy’e gelir ve Yunan kumandanı ile kavga eder.Dışarıdan nöbetçiler içeri girmeye başlayınca da Kabakçı evin arka tarafındaki pencereden aşağıya atlayıp yalınayak kaçar.Bu hadiseden sonra Yunan Kumandanı Zamanist, Kabakçı’nın öldürülmesini ister.İşte bu kavga,Kabakçı’nın Yunanlılarla mücadelesinin başlangıcı olur.

İlk yıllarda Kabakçı,Yunanlılarla iyi geçinerek yöresini Yunan zulmünden korur.

Gebeler’den Kara Bilal,askerde iken hanımına Kabakçı’nın adamlarından biri göz koyup alır.Kara Bilal askerden döndüğünde Kabakçı ile araları bozulur.Kara Bilal çeteciliğe başlar.Kabakçı’yı ortadan kaldırmak için de Yunanlılardan yardım alır.Fakat Kabakçı,Gebeler’de ani bir baskınla Kara Bilal Çetesini ortadan kaldırır

Kabakçı bu arada Yunanlılardan herhangi bir zarar gelmemesi için ailesini önce Hereke’deki Sefer Ağa’ya yollar.Sefer Ağa Yunanlılardan çekinir.Bu sefer Kabakçı’nın ailesini Yörük Veli kabul eder.Ailesi Yörük kıyafetiyle dağlarda gezmeye başlar.

İşte bu dönemde Kabakçı ve çetesi,12 Eylül 1337/Miladi 1921 tarihinde Orhaneli’nin Ağaçhisar köyünde, soygun yapamaya gelen Çerkez Ethem’e bağlı Kuvay-ı seyyare gurubuna 80 küsür efeyle (Keles Mıntıka Kumandanı Firuz Bey’in ifadesine göre 300 kişiyle) baskın yapar.8 Saat süren çatışma sonucunda esir edilenler Tavşanlı’ya Yunan Kumandanlığına yollanır.Bu olaydan sonra Kabakçı’nın Çerkez Ethem’le ve dolayısıyla Çerkezlerle arası açılır.

Kabakçı,Tazılı Kumandan Binbaşı Zamanist’i Tavşanlı’nın Eşen köyünde çatışma sonucunda öldürür.Bunun üzerine Yunanlılar,(Eşen’de, Derbendli Eyüp’ün attığı bomba sonucunda kumandanın öldürüldüğünün söylenmesi üzerine) Derbent köyü’nde ihtiyar ve çocukları camiye doldurup ateşe verirler.Temmuz 1922 de Derbent köyünde büyük bir katliam yapılır.Kabakçı’nın oğlu olan Talip,1997 yılında kendisiyle yapılan bir röportajında; Zamanist’in,Derbentli Eyüp’ün attığı bomba sonucunda yaralandığını,onu asıl vurup öldürenin Madanlarlı Mehmet Ali olduğunu ifade etmiştir.

Kabakçı ve adamları Çaltılı’da dinlenirlerken Sülyeli Akbaş Halil Çetesinden baskın yer.Çıkan çatışmada Sülyelilerden Akbaş Halil,Kabakçı’nın adamlarında da Yörük Mustafa vurulur.

Emet’te ise halk, ayaklanarak 40 Yunan askerini efe ve çetelerin de desteğiyle imha eder.Bu olay üzerine Yunanlılar,bir tabur askeri Emet üzerine gönderir.Halk dağlara kaçışır.Kabakçı 150 kişilik bir ekibi ve çevreden katılanların da desteğiyle Büyük Taarruz Hareketi öncesinde 24 Nisan 1922 tarihinde Emet’e giden yola pusu kurar.Cevizdere denilen boğazda bir tabur Yunan askerini imha eder.Bir tek Yunan askeri sağ kurtulur.

Milli Mücadeleden sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulur.Devlet tarafından yerli çetelere ve efelere "af" çıkartılır.Kabakçı’nın öldürülmesinden 1 ay önce af çıkmasına  rağmen Kabakçı bu aftan haberdar edilmez.Kütahya jandarma kumandanı tarafından, Kabakçı’ya <hizmetlerinden dolayı askeri rütbe ve nişan verilmek üzere> Ankara’ya çağırıldığı söylenir.

< Ağaçhisar’da soygun yapan bir Çerkez Çetesini yaptığı baskınla dağıtıp kalanlarını da Tavşanlı’daki Yunanlılara teslim etmesinden dolayı > Kabakçı’ya kin güden ve intikam almak isteyen Kütahya’daki Çerkez Jandarma Komutanı,1923 yılında 33 yaşında olan Kabakçı’yı Köprüören’de öldürtür.Efenin cesedi Köprüören’e gömülür.Yıllar sonra  Tavşanlı-Kütahya yolu yapılırken cesedi çıkarılıp Kütahya’ya nakledilir.Aradan yıllar geçmesine rağmen cesedinin çürümemiş olduğu görülür.

 
Reklam
 
 
Bugün 7 ziyaretçi (8 klik) kişi burdaydı
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=