Ömer Faruk Dinçel
Tarih Öğretmeni

Roma Döneminde Tavşanlı

ROMA DÖNEMİNDE TAVŞANLI (M.Ö 30-M.S.IV)

 

Ömer Faruk Dinçel

Tarih Öğretmeni-Araştırmacı

 

Kuruçay,Göbel,Çardaklı,Tepecik köylerini kapsayan sahada (halk arasında Planga adı verilen)antik bir yerleşim yeri bulunur.2006 Temmuzunda Çardaklı yakınlarında mozaik kalıntıları çıkmıştır.Çıkan bu mozaikler önce İstanbul’a götürülmüş,restorasyonu yapılarak tekrar Tavşanlı’ya geri getirilmiştir.Mozaik üzerinde yuvarlak saç örgülü daireler içinde  kartal ve güvercin gibi kuş figürleri,kase içinde incirler,yaprak ve dal motifleri,nar gibi meyve figürleri ile üçgen ve kare gibi geometrik şekiller bulunur.Tam ortaya gelen dairesel motif tahrip olmuştur.Kenarında saç örgüsü işlenmiş olup yılan figürü bulunmaktadır.100 metrekare büyüklüğündeki bu mozaik Roma dönemine aittir.Bir eve ait olan bu moziğin tahrip olmamış kısmı ise 52 metrekaredir.

Ayrıca Çardaklı yakınlarındaki tarlalarda birçok irili ufaklı Roma dönemine ait eserler çıkmıştır.Bunlar;şehir kalıntıları,antik duvar kalıntısı,tapınak,mezarlar ve mezarlardan çıkan ölen kimselere ait para(1),yüzük vb.şahsi eşyalar,kap kacak,mızrak ve ok uçları gibi çeşitli buluntulardır.

Halk arasında Kuruçay-Çardaklı-Göbel-Tepecik köylerini içine alan sahada adına “Palanga”denilen bir Roma şehrinin olduğuna inanılır.Nitekim son yıllarda buradan çıkan kalıntılar ve en son 2006 yılında ortaya çıkan mozaik kalıntıları bu şehrin varlığını doğrulamıştır.Bu antik şehir yaptığımız inceleme ve tespitlere göre dört kalenin ortasında yer almaktadır.Bir başka ifadeyle bu şehir,dört farklı yerde mevcut olan gözetleme ve sığınma kaleleriyle korunmaktadır.Sözü edilen kaleler şunlardır;

Asartepe:Emet istikametinden gelen yolu kontrol eden,Karaköy-Ağaköy-Gölcük üçgeninde yer alan ve halk arasında “Asartepe”olarak bilinen kaledir.Bu kalenin çevresinde yaptığımız incelemelerde derenin içinde < Roma-Bizans döneminde kullanıldığını tahmin ettiğimiz> mancınıkla atılan taş güllelere rastladık.Bu kalenin yakınlarında bulunan Merdivencik denilen mevkide de yerleşim kalıntıları mevcuttur.Yine sözü edilen tepede küçük bir anfi tiyatroyu andıran kalıntılar tespit edilmiştir.

Akkepez:Kuruçay Beldesi sınırlarında olan bu tepede kale kalıntıları bulunur.Kalenin Kuruçay ve Tavşanlı’ya bakan kısımları doğal koruma olmasının yanı sıra ters istikametinde ve yaya olarak gelinebilecek kısımda boydan boya çekildiği anlaşılan duvar kalıntılarına rastlanmaktadır.Kalenin kalıntıları toprağın yüzeyinde gayet belirgin bir haldedir.

Tavşanlı kalesi(Mülayim tepe):Mülayim tepenin olduğu yer Tavşanlı’nın kalesidir.Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinde bahsettiği kale burasıdır.Buradan Tavşanlı Ovasının geneli görünmektedir.Tepede kale ile ilgisinin olabileceğini tahmin ettiğimiz kalıntılar bulunmaktadır.Burası aynı zamanda Osmanlı döneminde mezarlık olarak kullanılmıştır.

Beyköy kalesi:Beyköy arazisi içersinde,köyün alt kısmında Tavşanlı-Tunçbilek asfaltının altındadır.Bu kale;hem Gürağaç tarafından,Büyük Bartın ve Küçük Bartın tepelerinin yanından geçerek gelen tarihi yolun hem de Harmancık’tan,Frig Kaya Anıt mezarı istikametinden Sorkun üzerinden Tavşanlı’ya gelen yolun  güvenliğini sağladığını söyleyebiliriz.

   Dutlar ve Uluçam köyleri yakınlarında da antik şehir kalıntılar bulunur.Dutlar köyünün altındaki antik şehre halk arasında Karaşehir denmektedir.Burada bulunan ve Taşköprü denilen su kaynağının künklerinden buranın antik dönemden kalma olduğu anlaşılmıştır.

Atatürk,1928 yılında Kayı köy yakınlarındaki höyükte araştırma ve kazı yaptırmıştır.1946 yılı 46 sayılı Belleten Dergisinde de konuyla ilgili Tahsin Özgüç’ün yazıları çıkmıştır.Buna göre Tavşanlı ilçe sınırlarında  Kayıköy’de,Güzelyurt köyü yolu kenarında,Merkez ada güneyinde,Beyköy’ün altında,Tunçbilek asfaltının solunda,Tunçbilek santrali civarında ve Derbent köyü boğazı sağ kesimde olmak üzere beş adet kale tespit edilmiştir.

Vaktiyle yapılan araştırmalarda ortaya çıkan bu kalelere bizim araştırmalarımız sonucunda yeni ilaveler olmuştur.Örneğin Kuruçay’ın yakınlarındaki Kepez Tepesinde,Karaköy-Ağaköy arasındaki Asartepede,Akçaşehir köyü yakınlarındaki Köstenkayalar mevkiinde,Karapelit yakınlarındaki Asartepede ve İsaköy’de Yarasıl’da kale kalıntıları bulunur.Bunlar içinde kalıntıları en belirgin olanı Akçaşehirdeki kaledir.Bu kale,2003 yılında yaptığımız inceleme sırasında ortaya çıkartılmış ve bu kalıntıların kale duvarları olduğu tespit edilmiştir.

Tavşanlı’nın güneybatısındaki en yüksek dağ olan Eğrigöz’de antik bir kale bulunur.Burası,antik dönemde önemli geçit yollarını kontrol eden,Osmanlı döneminde de önemli kimselerin hapsedildiği bir kaledir(2).Bu kalenin antik dönemdeki adı Akrakos’tur.

Ramsay,Akrakos’tan ”İmparator Alexios Komnenos’un bir savaş sırasında uğradığı bir kasaba;Kütahya ile Eskişehir arasında idi.”şeklinde bahsetmesine rağmen Bilge Umar doğru bir tespitle buranın Eğrigöz Dağı olduğunu belirtir.(3)

“(Akrokos),Kütahya iline bağlı ilçe merkezi,Emet’in batı yanındaki Eğrigöz Dağının Türk ağzında Eğrigöz denilme öncesinde kullanılan,Rum ağzına uydurulmuş adı.Aslı Luwi dilinde Akraka/ kraka/ karka olmalıdır.Akra/kra/kar (= Doruk),-ka(-yeri)”(4)

Sultan Melikşah döneminde Emir Muhammed,Bizans üzerine seferlerde bulunmuştur.Türklerin faaliyetlerinden haberi olan İmparator Alexios Komnenos,İmparatorluğun İznik Duka’sı olan Kamytzes’e mektup gönderir ve yanına 500 kişilik bir kuvvet alarak Türkler’i izlemelerini ister.İznik’ten hareket eden Kamytzes,Aorata denilen yerde(5) Emir Muhammed tarafından mağlup edilerek esir alınır.Olaydan haberi olan İmparator Alexios Komnenos,Türkler’e karşı harekete geçer.İmparator,Türkler’in pususuna düşmemek için yolunu değiştirerek İznik,Malagina(6) denilen yerden Olympos’un (Uludağ) vadi geçitlerini ve aşılması güç keçi yollarından geçerek Alethina’ya(7) ardından da Akrokos’a(Eğrigöz’e)ulaşır.İmparator,Türklerden önce buraya hakim olmak ister ve daha sonra Soma yakınlarında Karmeli Türkleri ile karşılaşır.Savaşmayı göze alamayan Türkler’in bir kısmı sazlıklara sığınır.Sazlıklar Bizans askerleri tarafından yakılır ve yakalanan Türkler de kılınçtan geçirilir.

İmparator Aleksi Komnen’in Uludağ’ın keçi yollarından geçerek izlediği yol muhtemelen şu güzergâh olabilir;İnegöl-Ortaköy-Konurlar-Taşlı Derbend-Kozluca-İlet(8) ve Eğrigöz(Yani Akrakos).Burada adı geçen Alethina adlı antik şehrin Domaniç-Emet arasında olduğu kaynaklarda yazılmıştır.Domaniç ile Emet arasında Küçükilet yakınında “Arıkaltı”,Büyükilet(Demirbilek)yakınında “İlkilik”,Gürağaç yakınında da“Asartepe”gibi antik dönem eserlerinin çıktığı yerler bulunur.

Anna Komnena da eserinde “Domaniç ile Emet arasında Alethina diye bir şehir vardı”der.(9)   İşte kaynaklarda bahsedilen bu Alethina adlı şehir,bugünkü İlet’in en eski adıdır.

           

Dipnotlar:

1- Antik inanca göre;Ölen insanın Sytix Irmağını geçebilmesi için tanrılarına para vermeleri gerekmektedir.Bu parayı verebilirlerse bu nehri geçip cennete gidilebileceği inancı vardır.Bu nedenle ölen kimselerin mezarına para koymak gerekir.Mezarlardan para çıkmasının hikmeti budur.

2- Örneğin Eflak Voyvodasının iki oğlu bu kaleye hapsedilmiştir.

3- Bkz.Bilge Umar.Türkiye’deki Tarihsel Adlar.Sayfa 49

4- Bilge Umar.A.g.e.Sayfa 43

5- Tahminen Manyas civarı

6- Bilecik Osmaneli yakınlarında Basilika.Ramsey,bu yerin İnönü’yü geçip dağ belinin geçildiği noktada aranması gerektiğini söyler.Fakat Umar aynı fikirde değildir.

7- Umar;Domaniç ile Emet arasında bir yerde veya Tavşanlı yakınlarında olduğunu söyler.Ramsay ise; Kütahya-Eskişehir arasında olduğunu belirtir

8- Alethina denilen antik yerleşim yeri

9- Anna Komnena.Alexıad,Malazgirt Savaşı.Çeviren:Bilge Umar.1996 İstanbul.Sayfa 461